Eş Seçiminde Farkında Olunmayan Gerçekler. Bölüm-1

Eş Seçiminde Farkında Olunmayan Gerçekler. Bölüm-1

Bundan yıllar önce, medeniyet diye bir şeyin, destekli sütyenlerin, sezeryanla doğumun, korselerin, cilt bakım ürünlerinin olmadığı parfümlerin ise ancak doğal yöntemlerle elde edildiği ama yine de bu kadar yaygın olmadığı; sigortalı bir iş yaşamanın başlamadığı her şeyin gaz ve toz bulutu olduğu çağın biraz sonrası, paleontolojik çağın az ilerisinden Rönasans Çağı’na kadar olan dönemlerde hibrit tohumlarla yetiştirilen domatese organik denmediği; zaten her şeyin organik olduğu dönemlerden bahsediyorum ki daha o zaman domates bile keşfedilmemiş düşünün artık. İnsanoğlunun hayatta kalabilmesi için avlanması gerektiği ve tek derdinin yemek, barınmak ve üremek olduğu egzoz emisyonun sıfır olduğu çağlar ki egzost mu egzoz mu yoksa egsoz mu diye tartışmalardan ziyade akşam avlanacak avın derdine düşüldüğü bırakın organik tarımı, tarımın bile ne olduğunun pek bilinmediği dönemlerde…



…insanoğlunun erkişileri gruplar halinde avlanıp kadınlarınsa genelde çocukların bakımı ve komünün refahı için uğraştığı dönemlerde insan ilişkileri için böyle sosyal medya, yerine evrensel dil olan ve şu an pek çok insan tarafından fark edilemeyen beden dili kullanılıyordu.



O zaman sağlıklı çocuklar doğurmak için insanoğlunun farkında olmadan kullandığı “beden dili” applicationu bugünlerde çeşitli toplumsal kurallar, görgü kuralları denen saçmalıklar, teknolojinin gelişmesi ile birlikte beden üzerinde yapılan manipülasyonlar nedeniyle dağılmakta ya da karşı cins tarafından yanlış okunmakta bu nedenle sağlıklı ilişkiler daha zor kurulmaktadır. E tabi buna bir de o zaman 3 temel ihtiyaç olan yeme, barınma ve üreme gibi güdülerin üzerine şimdiki toplumlarda kariyer, toplumsal statü, saygınlık, konfor alanını genişletme gibi şu an burada saymanın bir gereği olmayan çok daha fazla dürtü eklenince ilgi tümden ana hedeflerden saptı; saptırıldı.



Bu kadar gey yağ parçalama ikten sonra konuya yavaş yavaş giriş yapalım. O zamanlarda ilk dürtü haliyle beslenme idi. Yeterli besin kaynağı yoksa barınaklar taşınıyordu. Ekseriyetle hayvanların göç durumuna göre insanlar da yer değiştiriyorlardı. Besin kaynağı azsa ürüme de haliyle kısıtlanıyordu. Hanım ablalar, aç karnına sevişilir miymiş diye götünü dönüp yatıyordu. O yüzden beslenme malumumuz her şeyin ana anahtarıydı. Bu bakımdan en iyi avcılar komünün en güzel en verimli kadınlarına sahip olabiliyordu. Geleceği parlaktı yani. Bununla birlikte lokomotif ortalama haftada bir geyik avlayabiliyorsan eş seçiminde ideal bir erkek olabilirdin. Sonrasında işte komünü korumak için iyi savaşabiliyorsan ekstra puan kazanıyordun ki kimi toplumlarda özel savaşçılar istihdam ediliyordu. En eski toplumlardan Japonlar mesela Samurayları öldürmek için eğitilirdi çocukluktan başlayarak.

Adamlar hem iyi bir avcı hem iyi bir savaşçı olmak zorundaydı. O dönemlerde iyi bir kadınla sevişebilmek için iyi avcı veya iyi savaşçı olman yeterliydi. Aileni doyurup koruyabiliyorsan, hanım ablalar sende ışık görüp neslinin devamı için seni erkişi olarak görebiliyordu.


Toplumda avlanmayı beceremeyenler ise komün içinde getir götür işine bakıyordu ve birazdan bahsedeceğim kadın tipleriyle evlenebiliyordu ancak. Kadınların kariyeri ilgili konuya geleceğim ama daha öncesinde bu kalifiye dışı erkeklerden biraz daha bahsetmek istiyorum. Bunlar genelde komün içinde, işte ne bileyim, tamirat tadilat, baltaları bile, akan muslukları tamir et, elektrik su faturalarını yatırma işlerine bakıyordu. Boş zamanlarında ot-çöp toplayıp ateş mateş yakmak için ormanda dolaşırken meyve tohumlarından yeniden ağaçlar yeşerdiğini fark ettiler. Akabinde buğdayı evcilleştirip ilk hibrit tohumu ürettiler. Bu şekilde tarım da başlamış oldu. Bakınız tarihe, tarımın başlaması ile göçebe hayattan yerleşik hayata geçilmiştir. Tarımla birlikte patisserie kültürü hayatımıza girmiştir. Ki insanoğlu da bu süreçten sonra göt-göbek bağlamaya başlamıştır. Dukan ya da taş devri diyetinin temelinde de ilkel toplumlar gibi et ve ot üzerine beslenme yatar basit olarak ki göt göbek salmasan bile yok efendim gazım var osursam geçer mi sıkıntısının nedeni de bu karbonhidrat-şeker temelli beslenme alışkanlığıdır. İnsanın doğasında ekmek, makarna, karamelli yaş pasta diye bir şey yoktur. Tahıl, buğday arpa, bunlar hayvan yemidir. Yalnız durumu marul, salatalık, maydanozla karıştırmayınız. Bitkiler, ta o zamanlar bizden daha iyi tanınıyordu. Bahsettiğim, evcilleştirilmiş tarım. Buğdayı ekip, öğütüp, ondan sonra babam böyle pasta yapmayı nerden öğrendi sikkosu bu aşamadan sonra başlamıştır. Yıllarca avlanıp savaşan erkek soyu, evrimsel süreçte Doktor Ötker’in reklam maskarası yapılmıştır. Bunların hepsi İsrailoğulları’nın başının altından çıkmaktadır.


Neyse konumuza dönelim. Artık ne avlanabilen, ne savaşabilen kalifiye dışı adamlar buğdaydı, arpaydı ekip biçmeye başladılar Dr. Ötker’in reklam yüzü olmaya başladılar. Avcıların avlanamadığı zamanlarda kuru ekmeğe soğan kırıp yeme dönemleri, Makarnanın yanına ekmek yeme dönemleri başladı. Artık yerleşik hayata da geçildiği için avlanamayan toplumlar, buğday-arpa, kuru soğan, kışlık patates karşılığı diğer komünlerden kurutulmuş et, pastırma, sucuk alarak ticareti başlattılar.


Konumuz evet kadın erkek ilişkileri ancak hayatın olmazsa olmazı olan beslenme kültürünün temeli kurmadan binayı inşa edemiyoruz. İlişkinin temeli az önce bahsettiğim gibi beslenme üzerine kuruluydu ve avcılar önemini yitirip rençberler de güzel ve yine birazdan anlatacağım verimli kadınlarla evlenmeye başlayınca ortalık iyiden iyiye karışmaya başladı. Dallas dizisinin de bu aşamada çekilmesine karar verildi.


Erkeklerin hangi kriterlere göre alıcı bulduğunu anlattıktan sonra şimdi gelelim o güzel ve verimli kadınların kimler olduğuna. Evet her kadın güzeldi belki ama hepsi verimli değildi. Peki, önceleri döşü kıllı adaleli erkekler ve sonrasında doğal seleksiyona uğramaktan tarımla kurtulan kitibiyozlar eşlerini neye göre seçiyorlardı? Farkında olmadan yaptıkları beden dili tercihlerine göre. Burada diğer önemli kriterler barınma ve üreme olduğuna ve üreme başta geldiğine göre erkeklerin eş seçiminde önemli kriteri üreme ve ikincisi yuva idi.


Yuvayı dişi kuş yaptığına göre önce kısaca şu yuvayı dişi kuş yapması olayına değinelim. Komün dediğin bildiğin kadınlar hamamı. Avlanma ve savaşma durumlarında genelde komun içinde avcılık yapamayan kitipiyozlarla diğer avcı ve savaşçıların kadınlarından başka kimse yok. Bir de işte savaşamayacak ve avlanamayacak kadar yaşlı huzurevi sakinleri ile kreş çocukları var.

Şimdi sahneyi gözünüzde canlandırın. Orta halli savaşan bir adamın karısı toplumsal statü için daha iyi avlanan adama yanaşmak isteyecektir daha kaliteli genleri kendi nesline aktarmak için. Diğer kadınsa kendi statü alanını koruma derdinde, diğer leş kargalarını yuvasından uzak tutup kaliteli genleri kendine saklama derdinde. Bir de üzerine kendine eş bulamamış kıtıpıyozların sarkıntılıklarından kendini koruyacak ki bir sike yaramayan genleri almamak için.


Bu şartlar altında komün içindeki kadınlar birbirleri ile balta kılıç savaşamayacaklarına göre orada da işin içine zeka ve beyin gücü giriyor. Yani entrika çevirecek kadar zeki olmanız gerekiyor. Bu sebeple hızlı bir şekilde olgunlaşmanız ve komün içindeki rakiplerinizi güç kullanmadan alt etmeniz gerekiyordu. Tüm ihtimalleri düşünüp, olası riskleri ortadan kaldırmak için iyi planlama ve strateji geliştirmeniz gerekiyordu. Bu nedenle iyi bir beyne ve hızlı bir şekilde bu beyni kullanacak olgunluğa ulaşmanız gerekmekteydi.


Devam edecek...



Kategori : Aile & Toplum

Yorum Yazın