Tünelin Sonu

Tünelin Sonu

Hayat her şekilde devam ediyordu. Sokakta bir sağa bir sola koşan çocuklar, birbirlerine iltifat ederek yürüyen sevgililer, espirilerle kahkaha atan arkadaşlar. Herşey olması gereken gibiydi. Takım elbiseli mat yüzlü adamlar acele acele ellerindeki çantalarını çekiştire çekiştire yürüyorlardı. Şık bayanlar sallana sallana etrafı inceleyerek yürüyorlardı. Hava hafif rüzgarlı ve serindi. Herşey böyle normalken bir genç dikkatimi çekti. Donuk bakışlar, gülmeyen bir yüz ve hızlı tempoyla yürümek. Pekte normal yürüdüğü söylenemezdi tıpkı hedefine programlanan uçaklar gibiydi. Arkasından uzunca baktıktan sonra yoluma devam ettim.

2. gün onu okulun bahçesinde gördüm. Yine donuk bir şekilde yere bakıyordu. Etrafımı inceledim. Basketbol ve futbol oynayan çocuklar, sevgilileriyle gezen çiftler, şakalaşan arkadaşlar. Acaba neden yalnızdı diye kendime soramadan edemedim. Bu çocuğun tuhaf yaşa vinç kiralama mı benim dikkatimi çekmişti açıkcası. Onu takip etmeye karar verdim. Kantine gitti ve bir çikolata aldı. Sert bir bakışla etrafını süzdükten sonra sınıfına doğru gitti. Ben de eve geldim ve kristal kuvarsımdan bu çocuğun ruhuna bakmak istedim.

Birkaç parapsikoloji çalışmamdan sonra ertesi gün kuvars taşımı okula getirdim. Yanından geçtim ve koluna hafifçe değdirdim. Arkasını dönüp ters gözlerle bana baktı ve uzaklaştı. Hiçbir tenefüs onu ortalarda görmedim. Eve geldim ve çalışmalarıma kaldığım yerden devam ettim.

Aldığım sonuç gerçekten şaşırtıcıydı. Bu çocuğun ruhu hastaydı. Hatta ileri derece hastaydı. Aurasının her yerinde kızarıklıklar vardı bir çeşit tümör gibi. Daha 17-18 yaşında birinin ruh kanserine nasıl yakalandığını aklım almadı. Acaba neler yaşadı da böyle olmuştu. Daha derine inerek ruhunu çürüten nedenleri bulmaya çalıştım. Aldığım sonuçlar arttıkça vicdanım dahada sızlamaya başladı. Küçüklüğünden beri itilip kakılan, sürekli sorunlu ve kavgalı bir ailede büyüyen, ciddi sağlık sorunları ve psikolojik sorunlar geçiren, annesi babası ayrı olan, aşk hayatında sürekli kaybeden bir insan tablosu çıktı karşıma. Kanserli bir ruha sahipti ve bu yüzden hangi ruh haline gireceğini kestirmek çok zordu. Bazen melankolik, bazen agresif, bazense hiçbirşey. Onu iyileştirmek isterdim ama maalesef benim yapabileceğim birşey değildi. Kanserin ilacı henüz bulunamamıştır, fakat ruh kanserinin ilacı vardır. Sevgi. Sevilmesine belki seviliyordur da, onun ilacı çok daha farklıydı. Aşk. Ona bunu derinden hissettirecek biri olursa iyileşme ihtimali çok yüksek. çünkü henüz hayattan kopmamış. Ama böyle birşey olmazsa korkarım ki ruh ölümünün peşinden beden ölümüde çok yakında gelicek ...

5 ay sonra.....
Okuldan atıldığını duydum. Çok üzüldüm. Birisiyle kavga etmiş ve tasdiknamesini vermişler. Geçende yolda gördüm onu. Artık etrafa sert bakışlarla bakmıyordu. Hep aynı yüz şekliyle bakıyordu. Hiçbirşeye tepki vermeyen bir yüz. Donuk bakışlar. Artık ruhu tamamen ölmüş ve çürümeye başlamıştı. Ne yazık ki kimse tarafından sevilmedi. Artık tedavi için geç kalınmıştı. Bir insanın kaderinin başka bir insanın elinde olması ne kötü birşey ....

2 ay sonra....
Sabah güzel bir omlet kahvaltısından sonra gazeteleri açmıştım. İlk sayfada onun haberi vardı . Başlık ise şöyleydi ''Okuldan atılan genç bunalım sonucu intihar etti'' . Av dükkanından aldığı bir zıpkınla kafasından öldürmüştü kendini. Bunu yapmıştı çünkü hayatın onun için bir anlamı yoktu. Beklediği en ufak şefkati bile vermemişti kimse ona ....

Ölmeden önceki son sözleri
Hep tünelin sonunda ne çıkacağını merak etmişimdir..Tünelin ucu görünmeye başlıyor..Tünelin sonuna az kaldı..

Kategori : Sevgililer Günü

Yorum Yazın