Aşktan Kurtulmanın Yolu

Aşktan Kurtulmanın Yolu

Düşünüyorum… Sadece parmağını mumun ateşine doğru tutsan; fazla değil saniye sonra can havliyle elini geri çekerdin.

Ama aşk öyle değil… Yandığını bile bile üstüne gitmek, yanan ateşten kurtulayım, uzaklaşayım derken kendini ateşin ortasında bulmak.

Her seferinde ateşin söndüğünü sanmak ve yavaştan bi’ rüzgar esince bu aşkın yeniden alevlendiğini görmek.

Kendini cehennemde gibi hissetmek... Yanıp kavrulan bu deri bi’ süre sonra kendini yenilermiş. Aynı bunun fuar standı gibi…

Bu kısrak döngü hep böyle mi devam edecek?

Ateşi su söndürür ya aşk ateşini?

Karşılık bulamadığın bi’ aşk ve umutla bekleyen bi’ kalp…

Hadi sen inatla, onun seni sevmesini sağla duyarsızca...

Hadi sen , bahçeden bi’ papatya kopar. Seviyor, sevmiyor, seviyor, sevmiyor ve seviyor çıktığında; sanki aşkına karşılık bulmuş gibi çığlık çığlığa bağır!

Hadi sen , aldığın sakızdan çıkan aşk zırvalıklarına inan, sanki yazılanlar sana söylenmiş gibi..

Ve umutlar yavaş yavaş tükenince, gerçekler bir bir görününce; aşkını unutmanın yollarından birine başvur...

Sabaha kadar her gün içmek... Ağla, zırla, kahrol, kendini yerden yere vur…

Ve aşkını unutmanın yollarından ikincisi: Seni seven başka biriyle sevgili olmak…

İşte en büyük yanılgı!

İşte vicdan muhakemesi!

Bu durumun sana değil aşkını unutturmak daha çok hatırlattığını göreceksin ve bunun farkına varıp o insandan ayrıldığında bu sefer onu üzdüm diye üzüleceksin.

Değişen hiçbir şey yok. Hadi dönelim başa... Sanırım bu ateşi kimin ya da neyin söndüreceğini açıklama vakti…

Yanmakta olan bu ateşi yalnızca insanın kendisi söndürebilir. Ne içkinin, ne de başka insanların bu ateşi tamamen söndürebileceğine inanmıyorum.

Evet, o su sensin... Öncesinde alkollü bi’ su idin. Ateş parçası her değdiğinde alev alev yanan bi’ su. Şimdi ise kendini damıtıp saf su haline gelme zamanı…



Kategori : Sevgililer Günü

Yorum Yazın