Ölmek (2009 da yaşadıklarım...)

Ölmek (2009 da yaşadıklarım...)

Ölmek…

Garip bir gündü. İlk defa bir sabah bu kadar neşesiz uyandım. İlk defa bir güne bu kadar amaçsız başladığımı hatırlıyorum. Nedense uyandığımda aynaya bakar ve kendime gülerek bir günaydın derdim. Ama bugün onları yapmadım, yatağımdan kalktım, üzerimi giyindim ve kendimi dışarıya attım. Yürüyerek gittim bugün işime, dükkânımı açtım ve monoton işlerimi yaptıktan sonra kendime bir kahve hazırladım bununla birlikte bir de sigara yaktım. Sigaramı ciğerlerimin en kuytu noktasına çekerken derin düşünceler içinde buldum birden kendimi.

Ben kimdim, ne için yaşıyordum, amacım neydi. Neden her insan kadar basit ve sorunsuz bir hayatım yoktu. Bunları düşündükçe kendimi daha da kötü hissediyordum. Bu aslında bir yaşam felsefeydi bilim adamlarına göre, insanoğlu nasıl düşünürse kendisini psikolojik olarak öyle hisseder. İçimde olan kaybetme korkusu benliğimi sardığı zaman bedenimin kontrolünü kaybetmiştim. Artık sağlıklı düşünemiyor ve zihinsel olarak kendime hâkim olamıyordum.

Anahtarımı aldım, son kez babama sarıldım ve şirketten çıktım. Eve geldikten sonra odama geçtim ve bilgisayarımı açarak en çok sevdiğim parçaları dinlemeye başladım. Dinlerken de düşünüyordum ve düşündükçe içimi saran bir mutluluk vardı. Ama bugüne kadar yaşadığım her şey gözümü metal stand n önündeydi sanki ilk aşk, ilk sevgili, ilk öpücük, ilk sevişme, ilk araba, ilk baba olmaya aday oluşum. Aslında içimi en çok acıtanda bu olmuştu. Askerden döndükten sonra yaşadığım bir ilişki sonucu kız arkadaşım hamile kalmış ve biz o minik bebeği aldırmak zorunda kalmıştık. Tabi bu olaydan sonra bizde ayrılmış ve bir daha görüşmeme kararı almıştık. Zaten bizimkisi cinsel doyumdan başka bir şey de değildi, bunu o da kabul etmişti.

Ama içim o kadar çok acıyordu ki, kız arkadaşım ilk hamile olduğunu söylediği vakit bebek isimlerini bile düşünmüştüm. Bu içimi çok acıtıyordu. Şartlar farklı olmalıydı o bugün dünyada olacak ve belki onu kucağıma alıp o cennet kokusunu içimin en derin noktalarına kadar çekecek ve çok iyi bir baba olacaktım. Oysaki bir anlık cinsel dürtülerimize hâkim olabilseydik böyle bir acı yaşamayacaktık bile…

Bunları uzunca düşündükten sonra, aslında herkesin benim yaşadığım gibi bir hayatı yaşamayı istediğini düşünsem bile yaşadığım bir takım olayları kaldıramadığım için bu dünyadan göçüp gitmeyi tercih ettim.

Bir aile fotoğrafı aldım ve sırasıyla resimdeki annemi, babamı ve ufak kız kardeşimi öptükten sonra yaklaşık 70 tane hapı yutarak yatağıma uzandım. Bu esnada annem eve gelmişti onun çığlıklarıyla zorla kafamı yastıktan kaldırdım ve bana ne yaptın diye sorduğunda artık yaşamak istemediğimi ve bu yüzden intihar ettiğimi söyleyerek tekrardan kafamı yastığıma koydum. Gözümü ilk açtığımda kendimi ambülânsta, ikinci kez açtığımda ise hastanede midem yıkanırken buldum. Sonrasını hatırlamıyorum bile, bana göre ömrümün en uzun fakat tıbben 38 saat süren derin bir yaşam savaşı vermiştim.

İçtiğim ilaçların bazılarından dolayı kalbimin durma ihtimali çok yüksekti. Bu yüzden krinimal yoğun bakım ünitesine yatırılmış ve sürekli doktorların gözetimi altında duruyordum. Vücudumun bir sondaj bağlanmış ve çeşitli noktalarına pedler takılmış onlara bağlanan kablolarla kalp atışlarım dinleniyor, nabzım kontrol ediliyordu. Ben bu esnada derin bir uykuda olup bitenin farkında olmasam da düşünüyor ve nerede olduğumu anlamaya çalışıyordum. Fakat tek duyduğum kulağıma gelen bip seslerinden başka bir şey değildi.

Bir an gayretle gözlerimi açtım. Etrafımı belirli bir süre bulanık gördükten sonra bir cihaza bağlı olduğumu ve üzerimde mavi bir önlükle yatakta yattığımı fark ettim. Kafamı sol tarafıma çevirdiğimde ise bana aramıza hoş geldin diyen biricik annemi ve Doktor Cihan’ ı gördüm. Tekrardan gözlerimi kapatıp düşünmeye başladım…

Ben neler yapmıştım diye sordum ilk önce kendime. Benim sahip olduğum imkânlara sahip olarak yaşamayı isteyen bir sürü insan varken, ben; yaşadığım şeyleri kaldıramayıp intihar etmeyi düşünmüştüm. Ne kadar saçma davranışlar da bulunmuştum oysaki. Her insan hayatın belirli dönemlerinde böyle sorunlarla karşılaşabilirdi. Çünkü her istediğimizin hemen olduğu sorunsuz bir hayatımız olsaydı eğer hayattan bir zevk almaz kısacası hayatın değerini bilmezdik.

Ömrümün en uzun ve bir an önce bitmesini istediğim 15 saniye süren, kesilmeden sürekli devam eden bir bip sesiydi. Bu ölümün sesiydi. Ben duyduğum her kısa kesik kesik olan bip sesinde tanıya şükrederken bu bip sesi Azrail’in beni almaya geldiğine işaretti sanki.

Hayatım film şeridi gibi birden gözümün önünden geçmeye başlamıştı, ilkokul yıllarım, ilk bisikletim, arkadaşlarım, ailem, sevdiklerim ve dünyalar güzeli sevgilim. Sanırım artık hepsiyle vedalaşma vakti çoktan gelmişti. İçimden tanrıya tekrardan yalvarmaya başlamıştım beni cennetine alması için ve bir gayret geldi o an yatan bedenime, zorla da olsa gözlerimi açtım. Kafamı sağ tarafıma çevirdim ve ölenin ben değil sağ yanımda yatan yaşlı teyzenin olduğunu anladım. Tanrım sana şükürler olsun. Bu aslında bir son değil benim için sıfırdan başlayan bir hayatın başlangıç noktası olmuştu.

2009 Haziran

Kategori : Özel Günler & Hijyen

Yorum Yazın