Birinci Perde

Birinci Perde

Her ayrılık zor bin yıldır söyler dururum. Öğrenmiyor kalp görüldüğü üzere durumu insan biraz olsun akıllanmaz mı büyümez mi...

Uzun zamandır hiç bu kadar hissetmemiştim kalp atışlarımı. İçimde birşey sanki uyanıyor. Ne de güzelmiş dedim öğrencilik yıllarım halbuki daha 30lu yaşlara bile gelmemiştim. Beni yaşlandıran neydi tam olarak hiç öğrenemeyeceğim.

Şık giyinmiştim belki de 5 yıldır hiç bu kadar özenmemiştim kendime. Bildiğim tüm hüzünlü şarkılar aklımdan geçiyordu birer birer ve ben bundan zevk alıyordum umutsuzca. Bana böyle bir miras bırakmak kimin fikriydi her ayrılık şarkısı bu kadar üzebilir ve bu kadar uzak olabilir miydi bana? Hani geçen yıllar acımı unutturmuştu aşk yaşanmıştı bitmişti hani bize artık anılar kalmıştı. Ellerim titriyordu hatırlıyorum bir ağacın kıyısında durmuş bir şemsiye gibi sığınmıştım altına yıllar önceydi kalbim acıyordu herkes beni izliyordu kimse yoktu etrafta. Buz gibiydi hava üşüyordum temmuzun ortasındaydık öğlen vakti güneş nefes aldırmıyordu. Sigara yaktım sigara isyan ediyordu sanki etrafıma baktım sonra ilerledim. Aslında ben sadece yürüyordum. Arn metal stand avut taşlı bir kaldırımda ilerliyordum şimdi işten çıkmıştım oraya gidiyordum bir nefes de olsa hatırlamaya.

O malum kafeye gelmiştim geçen gelişimde neden geldiğimi bile unutmuşum sonrasında. Kırmızı koltuklar vardı duvar kenarında birisine oturdum en diptekine mutfağa en yakın olanına yani. Sonra farkettim ki camlara bakıyordum ayağa kalktım tam tersine oturdum ve karşıma tezgahı aldım karşımda değildi. O zamanlar ne güzelmiş meğer hayat şimdi ne içi boş bir şeymiş. Okul günlerimi hatırladım hani hatırlarsın ya o en güzel günleri ama geri gelmeyecektir bilirsin ya. O zamanlar sigara içerdik kafede soğukta sınav öncesinde sabahları notlara bakar bi yandan kahvaltı üzerine çay sigara en çileli anlarım bile meğer ne güzelmiş. Tezgahın arkasından çıktı ve sipariş için yaklaştı bu sefer daha bir edepli giyinmişti. Vücut hatları hiç benzemiyordu, ya da konuşması ses tonu saçları ten rengi uzaktan yakından alakası yoktu. Kemik yapısı çenesi burnu hiç benzemiyordu ona peki ben neden buradaydım?

İlk geldiğimde bir şok içine girmemiştim aslında etrafıma bakarken farkettim altında oldukça şık bir pantolon vardı üzerinde dekoltesi bol bir tişört garson kızın. Paspas yapıyordu arka tarafta patronu yanına geldi bir ara sinirli bir edayla bi şeyler söyledi belli ki paraya ihtiyacı vardı. Boynunda bir dövme vardı omuzdan başlayıp boynun aşağısında bitiyordu sol tarafında kaşında bir piercing. Aslında sadece bir piercing vardı dışardan bakınca benzer olan. Sonra bakışlarını farkettim gülümsüyordu ama etrafına hiç aldırmıyordu. O kadar özgündü ki umrunda değildi sanki etrafında olup bitenler. Bu sefer daha bir mutlu sanki siparişimi sordu nazikçe ve gözlerindeki o parıltısıyla. Su dedim aslında çay diyecektim, gitmesini bekledim döndü birşeyler sordu gitmesi gerekiyordu ne olduda döndü diye düşündüm birşeyler söyledi anladım ama ağzımdan kendiliğinden 'sen nasıl istersen' çıktı.

Bir keresinde ağlıyordu lavaboya gitti koşarak, ağlarken bile o kadar asil ve özgün ki. Bir ara gözlerine hedef aldım kaçamak bakışlar attım acaba varlığımı hisseder mi diye farketmiş gibi yapabilirdi en azından. Suyum geldi bir yudum aldım yan masadan bir gazete aldım. Sezen vardı yine havada, ben ne yapıyordum bir hayaleti mi kovalıyordum yoksa çocuk muydum hala?

Çocuktum tabi zamanında olgun gibi gözükmüştüm biliyorum ama hep çocuk kaldı sonra o yarım. Neden mi cevabı basit neden olgunlaşsın ki çocuk gibi aşık olmak varken. Hayalete aşık olmanın o kadar çok iyi yanı var ki o sizi hiç üzmüyor hiç terketmiyor anılar o kadar güzel ki. Nasıl da sigara içmek istedim yine ama biz onunla küstük barışmamak üzere terkettim onu da. İlk değil tabi ona da aynısını yapmıştım sırtımı dönüp gitmiştim nasıl adi korkak ve de yavşak bi adamım değil mi?

Hadi artık gidelim yüreğim bize yol gözüktü. Bu garson kızı daha fazla rahatsız etmeyelim. Hem biz artık eve gitmeliyiz evde bulaşık birikmiştir. Kirayı da unuttum yine. Eve gidince o kel adamın yeni bir filmi çıkmış onu izleyelim, Okan'la, Hüseyin'i de çağırırız, birkaç tane de bira içeriz sonra. Hatunu unuttuk arayıp özür dilesek mi? Yok ya yenisine bakalım güzel ama çok konuşuyor di mi? Bir dahaki sefere konuşmasına bakıcam önce, fizik ikinci planda olacak.
Sensizliğin acısını, sen nereden bileceksin
Sen hiç sensiz kalmadın ki, mevsimleri saymadın ki
Arkadaşımın aşkına...

Kategori : Aşk İlişkileri

Yorum Yazın