Uyandım Bölüm 2

Uyandım Bölüm 2

Uyandım. Hafifçe araladığım göz kapaklarımın arasından yatak odamın tavanını görebiliyordum. Şiddetli bir baş ağrısının habercisi olarak sağ göz kapağım seğirmeye başlamıştı. Yeni bir güne başlarken beynimde doktorun söyledikleri yankılanıyordu. Şizofren miydim? Ne kadar zamandır bu haldeydim, ne kadar süredir kendi kendime konuşmaya başlamıştım? Soruların cevabını bulmaya çalışmak baş ağrımı daha da arttırıyor gibiydi. Üzerimdeki yorganı sol elimle tutarak yatağın diğer tarafına doğru savurdum. Yorganın üzerimden çekilmesiyle birlikte irkildim. İrkilmemin sebebi, yorganı açtığım anda üzerime çullanan odanın soğuk havası değildi, irkilmemin sebebi yatağın diğer tarafından gelen kıpırdanmaydı. Yavaşça başımı çevirdim, gördük metal stand lerimi inanabilmek için gözlerimi birkaç kez kırpıştırmak zorunda kaldım. Evet, yanımda yatıyordu, sevgilim yanımdaydı. Hayır, o bir halüsinasyon olmalıydı, gerçek değildi. Yavaşça elimi uzattım, yanağına dökülen saçlarını hissettim. Gerçek olmalıydı, hissedebildiğime göre gerçekti değil mi? Kafayı yemek üzereydim, neye inanmam gerektiğine karar veremiyordum. Doktorun söylediklerini düşünmeye çalıştım;

- Sanrıların en tehlikeli özelliği, gördüğün sanrının sana tamamen mantıklı gelmesidir. Beyninin oynadığı bir oyun, bir mantık savaşıdır. Bir meyvenin sanrısını gördüğünde, gerçek olduğuna tamamen inanırsın, hissedersin, kokusunu alabilirsin, tadına bakabilirsin, ekşi mi, tatlı mı olduğunu bile anlayabilirsin. Aslında bunların hepsi, beynin öyle olmasını istediği için olmaktadır.

Sevgilim vardı, uzun zamandır birlikte olduğum bir sevgilim vardı. O zaman yanımda yatıyor olması da mantıklı olmalıydı, saçlarının kokusunu alabiliyordum, tenine dokunabiliyordum. Ama gerçek miydi, bunu nasıl anlayacaktım? Ben bunları düşünürken o uyanmıştı, gözlerini araladıktan sonra bana bakarak gülümsedi. Gözlerinin masmavi derinliğini tanıyordum, her gün bakmaktan bıkmadığım o derin okyanus mavisi gözlerdi karşımdaki.

- Günaydın sevgilim, dedi.

Başını okşamaya başlamıştım, birden aklıma gelen bir düşünceyle yerimden sıçradım. Mantıksız bir tarafı vardı, her sabah benden önce işe giderdi, ben uyanmadan giyinip çıkmış olurdu. Yani şu an yanımda yatıyor olması söz konusu olmamalıydı. Yanımda olmasını düşündüğüm için beynim öyle olduğunu mu düşünmemi sağlıyordu? Evet, gerçek değildi, sanrı görüyordum kesinlikle. Ben bunları düşünürken şehvetli bir şekilde dudaklarımda hissettiğim bir öpücük düşüncelerden çekip çıkarttı beni. Bu kesinlikle gerçek bir öpücüktü, hayatımda hiç böylesini yaşamamıştım. Doktor, gördüğüm sanrıların daha önce yaşadığım deneyimlerden oluşması gerektiğini söylüyordu, beyin deneyimlemediği bir olayın sanrısını gösteremiyordu zira. Demek ki bir sevgilim vardı, bu konuda bir sanrı görmüyordum. Peki Midpoint’te ve Jolly Joker’de olanlar neyin nesiydi? Madem bir sevgilim vardı, neden oradaki garsonlar yalnız geldiğimi söylemişlerdi?



Kategori : Sevgililer Günü

Yorum Yazın