Verilmemiş Mektup

Verilmemiş Mektup

Muhtemelen bu senin hiçbir zaman alamayacağın ve benim de sana zaten veremeyeceğim anadilimde yazılmış bir mektup olarak kalacak. Bunu yazma ihtiyacı hissettim çünkü uzun zamandır içimde büyüyen, belirsizlikten ve kederden kaynaklanan o bulantıyı bir yere yazarak kusma ihtiyacı hissettim. Belirsizliklerin içinde kalmak dünyanın en kötü şeylerinden olsa gerek. Ülke değiştirsen de, kıta değiştirsen de o orada bir yerlerde seni takip ediyor. Yapabileceğim hiçbir şey yokmuş gibi hissediyorum bazen. İçinde kısılıp kaldığım dünya kafesinden öteye gidemiyorum. Senden öteye gidemiyorum aslında. Sana bir ulaşsam ve şu belirsizlikler bir bir yok olsa, dünyaları aşmış olacağım ama nafile. Senin olmadığın bir ülkede, kıtada ve aslında senin içinde olmadığın bir dünyada yaşıyorum. metal stand Bu dibine vurdum anlamına gelmiyor belki ama yüzeye de çıkamıyorum. Ne zaman yüzeye yaklaşsam, bir şey ayaklarımdan çekiyor diplere doğru. Ayağıma sarılmış yosunlar görüyorum, hepsinin dalları aslında bir tek kelimeyi oluşturuyor: Belirsizlik. ‘Limbo’ beni içine çekiyor John.

Muhtemelen çok yorgunsun, ben de öyleyim. Hayatı farklı uçlarda yaşayan iki insanız. O kadar farklıyız ki, bir kuzgunla şapka arasındaki benzerlik bizimkisi. Alice’i anmadan geçemezdim burada değil mi? Sen odanda Tanrı’yı ararken, ben O’nu dünyanın dört bir tarafında aramak için yola çıktım. Farklı diller tanıdım John, farklı insanlar ve senin de dediğin gibi büyüdüm. Ama artık çok yorgunum. Sanırım artık batmak üzere olan bu gemiyi limana çekme zamanı ve onu eve götürme zamanı geldi. Sana hiçbir şey vaat edemem. Seni dünyanın ne en mutlu adamı yapabilirim, ne de her zaman yanında olabilirim. Seni her zaman sevme sözü de veremem. Sana tek bir şey vaat edebilirim: Seni belirsizlikten kurtarabilirim. İkimizde belirsizlik içinde yok olup gideceğiz. Neden konuşmuyoruz? Neden kıtalar sanki aramıza girmiş de senle beni ayırıyor gibi davranıyoruz? Neden cesur değiliz senle ben? Bu sabah seni rüyamda gördüm. Kendimi dışarı attım ağlayarak. Sanırım artık daha fazla su almaya devam edemem. Tüm mürettebat denizin dibini boyladı ve sadece kaptan kaldı.

Seninle bir adada yaşamak istemiyorum, ya da kalabalık bir şehirde. Seninle ortalama yaşayabileceğimiz normal bir hayat istiyorum. Kendi hayatımda hala o ekstrem insan olabilirim, alıp başımı gidebilirim ama eve geldiğimde sadece ayıcıklı pijamalarımı giyip sana sarılmak istiyorum. Eğer senle birlikte olsaydım, birlikte o tuhaf yemek tariflerini deneyebilirdik. Bitki de yetiştirirdik. Sen de benim kedilerime bakardın. Ben anne kedi olurdum, sen de baba kedi. Ben senin aksanınla dalga geçerdim, sen de benim tüm gramer kurallarını çiğnememle. Seyahat planları yapardık. İkimizin de iş hayatı farklı olurdu elbette, uğraşlarımız farklı ama birbirimize her zaman vakit ayırırdık. Söz veriyorum, asla kuaföre gitmez ya da alışveriş yapmazdım senle olsaydık. Millet İbiza’ya giderken biz Nepal’e giderdik. Sadece sen ve ben. Çevremizde kimse olsun istemiyorum. Muhtemelen sana evlenme teklifi ederim. Senden gelip gelmemesi umurumda değil. Zaten ilk teklifi sen yapmıştın değil mi?



Kategori : Aşk İlişkileri

Yorum Yazın