Aşkın Hurafesi

Aşkın Hurafesi

Bazen bir inançtır aşk. ibadettir, ama hedefi sapmış bir hurafedir. Gözlerinizi açtığınızda ne geldiğiniz yeri hatırlarsınız, ne de durduğunuz yer hakkında bilginiz olur. İçinizde burukluk ve sevinçten karıştırılmış ve hayatın her cilvesi, çikolata kıvamında üstüne serpiştirilmiş, o emsalsiz tadın size yedirilmiş olmanın bir doygunluğunu ve kendinizden çıkmış bir sizin rahatsız edici varlığıyla yaşarsınız. Hem sevdiğinizle olmak istersiniz hem d ürün teşhir standı e kendinizi unutmamak için çabalarsınız, ama maalesef kendinize yapacağınız büyük ihanettir aşk, çünkü size sizi küstürürsünüz.
Başlarda en güzel ve en büyük duygu, bir tutku bir ceninliktir aşk. İnsan kendinde birini keşfeder ve Ferhat kıvamında her dağı delebileceğine inanır. Ama unutur ki, Şirin padişahın kızı değil ve padişah değil uğraştığınız kişi, sınandığınız da dağ değil, veya çöl değil.
Bu cinaslı hayat silsilesinde iki yolu belirler karşındaki kişi, birincisi reddir -ki ömür boyu keşken içinde kalır kursağındaki hevesle kaderdaş olarak. Aşk hiçbir zaman ego veya ego çatışmasını kaldırmaz.İkincisi kabuldür -ki yine ilerisinde keşkelerin içinde kalır. Çünkü bu zorlu yolda iki durum vardır. Ya ondan çok seversin, ya da sen daha çok sevilirsin. Dengesi yüzyıllardır tamamlanamayan bişeydir aşk. Başlarda çok temizdir, tabir-i caizse laylaylomdur. İnsanın aklına yeşil cennetlerden köşkler havada uçmalar gelir. Bi adım daha yaklaştırabilmek için iltifatlar, hediyeler, sürprizler... herşey yapılır. sarhoş ederler. Ve bir kırılma noktasına gelinir ki işte orda doygunluk gelir. Düşünülürse hayatın en haklı hali. Şeker bile suya çok koyulursa karışmıyorken sizin bu yaptığınız doğruluğu zor ispatlanır durum. Eski insanlarımız demiş ya "yılan bile toprağı koklayarak yermiş". veya "az veren candan çok veren maldan"...



Kategori : Sevgililer Günü

Yorum Yazın